22 Ocak 2012 Pazar

. . .

Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Ârif onu seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen hakk’a tevekkül kıl
Tefviz et ve rahat bul
Sabreyle ve razı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

.....
Vallahi Güzel Etmiş
Billahi Güzel Etmiş
Tallahi Güzel Etmiş
Allah Görelim Netmiş
Netmişse Güzel Etmiş 
Erzurumlu İbrahim Hakkı

23 Aralık 2011 Cuma

gül Peygambere (s.av), lale Allah"a (c.c) açılır ..

ben yeni öğrendim, paylaşmak istedim..

TASAVVUFTA LALE YARADAN`I HATIRLATIR...


Aşkımdan pürsafâyımdır sanırsın belki bu demler…
Aşkın neşvesi olmaz
Lâle; Eğlâl
Leylî; Leylâ olmadan Ey güzel…


Lâle, kelime olarak ele alındığında Arapça "Allâh" lâfzına âit harfleri taşımakta olduğu görülür. Eğlâl kelimesi de "lâle" kökünden gelir. Eğlâl ise Yâsin Sûresi'nde "eğlâlen" şeklinde geçmektedir. Manası ise; "boyunduruk"tur.

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz hicret edecekleri vakit kapıdaki müşrikleri etkisiz hâle getirmek için Yâsin Sûresi'nin bu âyetini okuyarak onlara bir avuç toprak atmıştı. Müşrikler bunun etkisiyle sanki boyunlarına boyunduruk geçirilmişçesine başlarını aşağıya indirememiş ve Efendimiz'i görememişlerdi. Onlar Efendimiz'i göremedikleri gibi gözleri kâinatın bütün hakîkatlerine âmâ olmuştur.

Bunun mukâbili olarak kalblerine Allâh lafzını yerleştiren ve istîdâdınca idrak etmiş olan Hak âşıkları da sanki boyunlarına nurdan bir halka geçirmişcesine başları yukarıda ilâhî cezbeye gark olmuş, onun neşvesiyle müstağrak bir hâldedirler. Aşağının kötülük ve pisliklerinden uzak, mâsivâdan arındırılmış bir gönülle herşeyden mahrûm olanlar için duâ ve ilticâ hâlindedirler.

Lâlenin harfî manası "hilâl"e de ulaşmaktadır. Onlar semâdaki hilâlin parıltılarıyla yol alır, yıldızlarla semaya dururlar. Bir semâzenin en makro hâlidir, hilâli çevreleyen yıldızlar…

Lâlenin ebced hesabı 66'dır. Altmış altı "Elhamdülillâh"a denk gelir. Onlar o hayret makamının coşkusuyla yaşadığı istiğrak hâline hamdederek "Elhâmdülillâh" derler.

Lâlenin içi kömür gibidir. Ancak dıştan görünmez. Dışı ise içinin tam tersine pasparlak, canlı ve rûha sekînet verici bir görünüme sahiptir. Onun bu hâli tıpkı bağrı yanık bir dervişin mütebessim nûr hâleli yüzüne benzer.

Gerçek lâlelerin hepsinde renkli altı yaprak bulunur. Bu ise îmanın altı nûrunun libâsına bürünen dervişin îmân ve ihsan potasında erimesi ve daha sonra bu nurun şualarıyla derinden bir yanışa gark olmasının da bir simgesidir.

Bununla beraber Kur'ân-ı Kerîm'in (aynı zamanda Fâtiha sûresinin) altıncı âyeti de "Bizi dosdoğru yola (Sırât-ı Müstakîm'e) ilet" âyet-i kerimesidir. Bu âyet aynı zamanda bir duâ vasfı taşımaktadır.

Lâlenin renkli yapraklarının yukarıya doğru olması da tıpkı bir dervişin duâ edişindeki edâyı andırır. Zira derviş bu hâl ile sırât-ı müstakîm üzere olmayı murâd etmiş ve ifrat-tefrit noktalarını törpüleyerek hakîkate, yani istikâmete ermiştir. Ve tıpkı lâlenin derûnundaki siyahlığı göstermemesi gibi o da içinde yaşadığı yanış halini gizlemiş ve kendine her nazar edene o güzel rengini sunarak ona ferahlık vermiştir. Nitekim lâlenin en revaç bulduğu dönemlerden biri olan Osmanlılar zamanında ona, "ferâhâver (ferahlık veren)" denmiştir. işte bu vasıflarla vasıflanan derviş de tıpkı lâlenin bu adını alarak etrafına letâfet ve zerâfet saçmış, gönüllere âb-ı hayat sunmuştur.

Hülâsa; lâlenin eğlâl oluşu, Lâlenin hakîkat deryasına dalış hâlidir.
Leyl; gece demektir. Gece sevda demektir. "Sevda"nın asıl manası "siyah"tır. Gece kıymet bilene "kara sevda"nın yaşandığı ânlardır. Eğer sen geceyi kopkoyu bir boşluk olmaktan çıkarmak istersen, gönüldeki yârları ve ağyârları yok etmelisin! işte o zaman her yer sana âyân olur. Sanırsın ki gece bitmiş de gündüz oluvermiştir. Böylece fânî muhabbetler silinerek kalb sevdânın deryâsının derinliklerinde yolculuğa çıkmıştır. Burada bahsedilen "Leylâ" temsîlî olup, asıl kasdedilen "Mevlâ"dır. Her yerin âyân oluşuyla kalb kâinâtın esrârını okuyucu ve alıcı bir hâle gelir. Ve Cebrâil'in "Oku" emrini müteâkiben örtüsüne bürünen ürkek yürek, artık serpilip açılır ve her yanda Leylâ'yı "Mevlâ" görür hâle gelir.

Ey Gönül! Cânına üflenen nefhayla yan da kavrul! Amma lâle gibi ol ki, hâlinden sadece "yâr" haberdâr olsun. öyle ki, Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ümmeti için gönlü dâim hüzne gark olurken dahî, yüzü her lahzâ beşûş (mütebessim) idi !!

"alıntıdır"

14 Aralık 2011 Çarşamba

KENDİME NOTLAR...

DERDİNİ ALLAH'A ANLAT
BAŞKASINA HİÇBİŞEY ANLATMA

SANA GELEN SÖZLER ALLAH'TAN
DİNLE DERS AL ONLARDAN



ALLAH'IM HERŞEYİN SENDEN GELDİĞİNİ BİLMEYİ, DERDİMİ SIKINTIMI SADECE SENİNLE PAYLAŞABİLMEYİ NASİP ET İNŞAALLAH... Amin..

23 Kasım 2011 Çarşamba

. . .

. . . vjhbjhbvjbvhjhzxbvjnvjzcvbvbcjhbvbbbvcbjjbcnbbvhfacvzbvb
taestrastrsrsraysgdjknbmnkfmgbkgnfkgnköjjhbnvkxmckjbnvkvmfk
nvömbnömvnjhjdfhdsfjknjbvjkdfnmvnjfbvjkdfmönszgrtfgfnkfnjf . . .
 . . .

9 Kasım 2011 Çarşamba

Çok Feyzli Bir Bayram Son Günü :)

Öncelikle herkese HAYIRLI BAYRAMLAR OLSUN..

Mutluyuz Elhamdülillah, çok feyzli bir bayram son günü gecirdik.
Süt ailemizi ziyaret ettik bugün! Süt Annemiz, Babamız, Ablalarımız ve Nur gibi parlak süt kızkardeşimize bayram ziyaretinde bulunduk. Süt anne babamızın ellerinden öptük. Öyle feyzli geldi ki bize "enerji patlaması" yaşadık!
O enerji ile en fazla 1 saat 10 dk oturabildik; oturduk demeyelim de eve giriş çıkış saatlerimiz diyelim, daha çok hareket halindeydik. Ama çooook güzeldi.. Elhamdülillah! Ayrıca orada çok güzel abla ve abiler de gördük, dualarını aldık inşaallah!
Not: Bu arada süt ninelerimiz-dedelerimiz ve süt teyzemize de ziyarete gidip gidip geldik "iç alemimizde(!)"; Enerji dolu hallerimiz biraz cesaretimizi kırdı. Buradan Mer Ablamız aracılığı ile her birine çooook selam ve saygılarımızı yolluyoruz. Büyüklerin ellerinden öpüyoruz. Dualarınızda unutmayın inşaallah..

22 Ekim 2011 Cumartesi

Çoook ne olmak lazım?

 
Çoook sade anlatıp çoook derinlere işlemek için,
Çoook az kelime ile çoook şey anlatabilmek için,
Çoook özel olmak lazım...
Anlatılanı anlayıp içselleştirmek için çoook ne olmak lazım?

14 Ekim 2011 Cuma

DOĞUM, GELİŞİM VE BÜYÜME ÜZERİNE ÇOK KISA BİR ÖZET

Bu yazı biraz da kendime hatırlatıcı notlar niteliğindedir..

-Doğumla birlikte sütün geleceğine inan, dua et ve inşallah hayırlısı ile sezaryen bile olsan süt gelir ve bebeler de memnun olurlar,

-Bebişler emebiliyor mu, doyuyor mu diye endişe etme sabırlı ol, ilk günden sonra sıkıntı azalarak bitecek ve doya doya emecekler,

-Bir göğüs bir bebişe rahatlıkla yetiyor, ikizlerde de problem yok; Allah iki tane göğüs vermiş,

-Diyelim ki sıkıntı oldu ilk günler bebeler ememedi ya da süt sorunu oldu; o zaman hemen biberona uzanmayacağız ki bebeler biberondan şırıl şırıl kolayca akan süte alışmasın. Anne sütünü almak için çabalayarak emerler, oysa biberonda çok çabaya gerek kalmaz ve bebiş anne göğsünden vazgeçebilir,

-Çoook kıymetli anne sütü için çaba gerek; çabalamayı unutmamak ve kasları geliştirmek için serçe parmak yöntemi uygulanır. Şöyle ki bebiş için şırıngaya süt çekilir, bebişe serçe parmak emzirilirken iğnesi çıkarılmış olan şırıngadaki süt bebişin ağzının kenarından yavaşça verilir ki bebiş anne göğsü gibi çaba harcar ve emmekten vazgeçmez,

-Bebekler için üretilen hiçbir hazır gıda bebelere verilmeyecek,

-Anne sütü alan bir bebek 6. ayından itibaren bardak ve kaşıkla da tanışacak ve böylece biberon, suluk vs. hiiiiç kullanmayacak,

-Anne sütünü arttıran biçok şey biliniyor veya söyleniyor ama en önemlisi; anne sevdiği bir yemeği yeyince mutlu olur, anne mutlu olunca sütü artar; anneler her gün mantı, sarma-dolma, baklava (ben çikolatayı tercih ederim!) yemelidir :), sevdiği sağlıklı yemekleri yiyecek anne ve sonuç, mutlu anne sütlü anne,

-Lohusalıkta insanlara zahmet veriyorum diye gerilme, ömür boyu lohusa olunmayacak zaten geçici olan bu dönemde psikolojini bozma, rahat hisset, bebişlere konsantre ol,

-İlk 3 yıl çok önemli insan hayatında, çooook önemli,

-İlk 3 yıl mümkünse anne ve bebişler yapışık yaşayacak, sıkça ayrılmayacak birbirinden, yediren, içiren, giydiren, temizleyen, uyutan mümkün olduğunca hep aynı kişi (anne veya onun yerini alan kişi) olacak; eğer bakıcı olmak zorunda ise bakıcı mümkünse sık değişmeyecek hep aynı kişi olacak,

-Bebişlere ilk 3 yıl kral gibi davranılacak, istekleri hemen yerine getirilecek, rahat ettirilecek, inatlaşılmayacak, hiç ağlatılmamaya çalışılacak, olmadık durumlarda dikkati başka yöne çekilerek isteğinden vazgeçirilecek ama ağlatılmayacak,

-İlk 2 yıldan sonra 3. yıla girerken istekleri hemen yerine gelmeyebilir, “dur-bekle-biraz sabret diye erteleme” dönemleri yavaş yavaş başlayacak ama yine de çok ağlatılmayacak (olmadık durumlarda dikkati başka yöne çekilerek isteğinden vazgeçirilecek ama ağlatılmayacak),

-İnsan gelişim dönemleri az-çok bilinecek ve bebişe-çocuğa ona göre davranılacak, kapasitesine göre yaklaşılacak, boşu boşuna algılayamayacağı bir şeyde ısrar edip cedelleşmeyecek ve üzülmeyeceğiz,

-Gelişim dönemleri için önemli isimler (Freud, Erikson, Piaget…vs.) ve önemli gelişim dönemleri bilinecek;

S. Freud ( 1. Oral Dönem 0-2 yaş, 2. Anal Dönem 2-3 yaş, 3. Fallik Dönem 3-6 yaş, 4. Latent Dönem 6-12 yaş, 5. Genital Dönem 12-+ yaş),

Erik Erikson (1.Evre: Güvene Karşı Güvensizlik, 2.Evre: Bağımsızlığa Karşı Utanma Ve Şüphecilik, 3.Evre: Girişkenliğe Karşı Suçluluk Duyma, 4.Evre: Başarıya Karşılık Aşağılık Duygusu, 5.Evre: Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası, 6.Evre: Dostluk Kazanmaya Karşı Yalnız Kalma, 7.Evre: Üretkenliğe Karşı Duraklama, 8.Evre: Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk),

-Gelişim dönemleri bilinecek ki mesela; 0-2 yaşın emme dönemi olduğu, bebiş eğer emzik veya bir nesneyi (ör. battaniye) emmeyi tercih etmişse bunun engellenmek yerine tam tersi desteklenmesi gerektiği, 2 yaştan sonra "hayır" döneminin başladığı ve bunun zaman zaman desteklenmesi gerektiği, 4 yaş civarının "sahiplenme ve paylaşmama" dönemi olduğunun bilinmesi ve bununla savaşmak yerine desteklenmesi gerektiği bilinebilsin,

(Bi ara ayrıntıları da yazarım inşallah..)

-Bebişler-çocuklar bu dönemleri doya doya, tatmin ola ola geçirecekler ki bir sonraki döneme rahat rahat geçiş yapacaklar inşallah,

-Çok önemli başucu kitapları bir kere baştan sona okunacak sonra da sık sık göz atılacak;

İbrahim Canan, Hz. Peygamber (S.A.V.) Sünnetinde Çocuk Eğitimi,

Sabiha Paktuna Keskin, Çocukla Doğru İletişim,

Tim Seldin, Harika Çocuk Yetiştirmek,

Po Bronson-Ashley Merryman, Çocuğum Büyüyor,

Ve daha bi sürüsü…

Selam ve dua ile :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...